Eski Dostlar ile İlgili Sözler

Mehmet

50

Yok

Eski Dostlar ile İlgili Sözler

Dostluk, coğrafik ve kültürel etkenler başta olmak üzere insan hayatında önemli bir bölümde konumlandırılır. Yalnızca sivil hayatın mihenk taşlarından biri değildir. Kültürel anlamda sanatın da beslendiği bir kaynak olarak kabul edilebilir. Nitekim ülkemiz topraklarında da aşk ile eşdeğer bir konuma sahiptir dostluk. Edebiyatımızda da önemli bir konuma sahiptir. Hatta aşk ile harmanlandığı rivayet edilen dostluğun tanımı, sanatın birçok alanında aşktan evvel yapılmaktadır. Eski dostlar ile ilgili sözler, sözlü sanatlarda daha çok önümüze çıkmaktadır. Genel geçer tabirler ya da basmakalıp sözler ile ifade edilmemektedir. Buna rağmen üzerine yazılıp çizilen metinler, görseller, dostluk kavramının ne denli zengin bir maneviyata sahip olduğunu ortaya koyar nitelikte.

Fakat konu “eski dostlara” geldiği vakit bu alan çok daha geniş bir zemine oturuyor. Eski dostlar ile alakalı üzerine konuşulacak, çizilecek, yazılacak, anlatılacak ayrı bir kitaplık karşımıza çıkıyor. Düşsel açıdan belirli kalıplara ihtiyaç duymayan, kişisel açıdan yaşanan hikâyelerin içeriğine, verilen tepkilere ve kişilere göre farklılık gösteren eski dost sözleri, genellikle duygusal değişkenlere bağlı olarak ortaya çıkıyor. Dolayısıyla belirli bir kalıba bağlı kalmıyor. Zaten aşk ile harmanlanan herhangi bir olgunun bir kalıba oturtulması, dar bir perspektifte irdelenmesi de pek mümkün değil. Öte yandan ülkemiz gibi edebî açıdan zengin bir çeşitliliğe sahip olunan topraklarda aşk, dostluk ve ikili ilişkiler, çok daha manevi ve derin bir çerçevede ele alınıyor. Bu durum her ne kadar sözünü ettiğimiz gibi kişisel hikâyelere, yaşanan tuhaf ve karmaşık olaylara bağlı olarak değişse de, ortak hikâye her daim melankoli ve mutluluk gibi iki uç noktada karşılaşan duyguları barındırıyor.

Eski Dostlar ile İlgili Sözler

Peki, mevcut hikâyelerin gölgesinde yeşeren “eski dostlar” kavramı, ülkemizde neden bu denli önem arz ediyor? Bu durumun temelinde yatan şey, insani bir şekilde “eskiye duyulan genel bir özlem” ile alakalı. Gelişen teknolojinin insanlar arasındaki iletişimi zayıflatması, birçok temel ihtiyacın basit ve önemsiz bir hâl alması, aslında gelişen teknoloji ve geçen zamanla birlikte bazı “basit” gibi görünen değerlerin kıymetini ortaya koyuyor. Bu durumun temelinde yalnızca “basit” manevi kriterler yok elbette. Bir hikâyenin, bir arkadaşlığın oluşması için harcanan değerli zaman, verilen emek ve kısıtlı imkânlarda yaratılan fırsatlar, “eskiyen dostları” ve “eskiyen dostlukların” kıymeti harbiyesini çok daha sağlam bir yapıyla karşımıza koyuyor.

Bu durumun eskiye duyulan özlemle olan bağlantısı, sivil hayatımıza baktığımızda yakın bir tarihe denk geliyor. Yalnızca 10 ila 20 yıl arası geriye gidildiği vakit fark edilen bir kuşağın, aslında temel gündelik işlerle ne gibi kıymetli dostluklar biriktirdiği, basit şeyler sayesinde ne gibi güçlü bağlar kurduğu gözlemlenebilir. Bu durum, basit görünen bu “şeylerin” insani tavırlarımızı ve değerlerimizi oluşturan değerlerin tümünü işaret etmesi ise, eskiye duyulan özlemi çok daha derin ve güçlü bir hâle getiriyor. Tüm bu özlem, temelde iki benzer faktöre bağlı: İnsanoğlu elinde olmayana, ulaşılmaz olarak gördüğü maddî ve manevî tüm düşsel avuntulara, gizli bir merak ve özlem duyar. Bir diğer neden ise, kolay ulaşılabilen, kolay tüketilebilen “her şey” insanoğlu için önem arz etmez. Kolay ulaşılmıştır, kolay tüketilmiştir. Bu yüzden mahiyeti ya da manevi zenginliğinin hiçbir önemi yoktur. Bu nedenledir ki, “eski dostlar,” yaşanan ve geçmişte kalan eski hatıraları, değerli hikâyeleri anımsatır ve geçmişte kalan her anıyı güzelleştirir.