Laf Sokucu Sözler

Mehmet

44

Yok

Laf Sokucu Sözler

İletişim, temelde bir ihtiyaçtan doğan, birey ve toplumların medeniyetlerini sürdürebilmeleri için başvurdukları bir olgudur. Fakat insanoğlu tabiatı gereği çok çeşitli duygulara sahiptir. Savaş ve barış, aşk ve nefret, siyaset ve adalet gibi birçok zıt olgu, temelde iletişim sorunu nedeniyle ortaya çıkar. Bu sorunu tetikleyen ana etken ise duygular ve bununla birlikte laf sokucu sözler ortaya çıkmaktadır. İnsanoğlu tabiatı gereği mantıkla değil, duygu ile hareket eder. Zaten tarihe baktığımızda birçok savaş ve kıyımın iki ana etkeni duygular ve iletişim sorunlarıdır. Günümüzde de benzer örneklerini gördüğümüz duygusal ve iletişim sorunları, farklı gelişim süreçleri doğurmaktadır. Sonuçlar ise ne yazık ki aynı. Özellikle dijital dünyanın farklı kullanım amaçları ile şekillenmesi, bireyler arasındaki iletişimin körelmesine ve birlikteliklerin nefret ile sonuçlanmasına neden olmuştur.

Laf Sokucu Sözler

Temel iletişimsizlik sorunuyla birlikte “nefret etmenin” kolaylığı, hayatımızın her alanına nüfuz etmiş durumda. Tabii bu gelişimi tetikleyen dijital dünyanın da etkisiyle birlikte emek harcamanın, bir başka bireyle ilişki kurabilmek için çaba göstermenin saflığı, yerini daha kolay bir seçenek olan nefret ve öfkeye bıraktı. Fakat insanoğlu doğası gereği bir şeyden nefret etmenin yeterli olmadığını düşünür ve nefret duyulan bu “şeye” öfke besleyerek ona zarar vermek ister. Bu durum farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Çoğu zaman kötü bir düşünce ve niyetle hareket eden kişiler, öfke duyduğu ve zarar vermek istediği kişiye toplum içinde hakaret, hatta iftira gibi yöntemlerle zarar verebilir. Fakat dijital dünyanın gündelik hayatımıza girmesiyle birlikte birine zarar vermek “basit” ve “kolay uygulanabilir” sıradan bir eylem hâline geldi.

Nefret duyulan, zarar vermek istenen, ancak eyleme geçirilemeyen olaylar, karşı tarafa “laf sokma” eylemi ile sonuçlanıyor. Sosyal medya platformlarında sıkça karşılaştığımız bu durum, kişinin öfke kontrolünü yitirmesi, kişi ya da kişilere nefret içerikli mesaj ya da görseller paylaşması ile gelişebiliyor. Özellikle Whatsapp ve Instagram gibi sosyal uygulamalar, ülkemizde de örneklerini görebileceğimiz üzere bir “haberleşme”, “sosyalleşme” platformlarından çok, “öfke sahası” olarak kullanılıyor. Terk eden sevgiliye, ihanet eden arkadaşa, zarar gördüğümüz bir yakınımıza bu platformlar üzerinden kolaylıkla tepkimizi gösterebiliyor, hatta yaşadığımızı olayı kamusal bir şekilde ortaya dökebiliyoruz.

En İyi Laf Sokucu Sözler

Elbette bu durumu tetikleyen duygusal değişim ya da bazı durumlarda bozukluklar, kişinin sağlıklı düşünmesine engel oluyor ve kişiler laf sokucu sözler söylemekten ziyade, olayın içeriğini paylaşabiliyor. Bu gibi “özel hayat ilkesine” zarar veren eylemler, çoğu zaman ilişkilerin çok daha sağlıksız bir şekilde dağılmasına neden oluyor. Temelde bu durum, ilkel dürtüler ve insan tabiatı ile açıklanabilir elbette. Fakat teknoloji dünyasının “bağımlılık yaratan” algoritmaları, bu ilkel dürtüleri tetikleyen en önemli dinamikler arasında yer alıyor. Tetikleyici bir unsur olarak kabul edeceğimiz bu dinamikler, ilişkilerin “sonuç odaklı” değil de, “gelişim aşamasındaki çıkarlar” mantığıyla ilerlemesine neden oluyor. Tabii bu dürtü de zaman içerisinde kişilerin iletişim sorunu yaşamasına ve “sonuç odaklı” düşünmesine davetiye çıkarıyor.

Aslında birine, bir olaya tepki göstermek için başvurduğumuz “laf sokma” dürtüsü, dijital dünyanın insanî duyguları köreltmesiyle ortaya çıkan “ifade etme” arzusuyla alakalı. Kişiler bu dijital çöplükte hissettikleri duyguları “saf” ve “yalansız” bir şekilde ifade edemedikleri için öfke duyuyor ve kötü bir deneyim yaşadıkları kişilere “laf sokma” ya da “kinayeli konuşma” gibi taktiklerle zarar vermek istiyor. Aslında içeriden bakıldığında “pasif bir agresyon” olan bu eylem, kişilerin duygusal anlamda kendilerini tatmin ve deşarj etmesine de olanak sağlıyor.