Mert Sözler

Mehmet

31

Yok

Mert Sözler

İnsan ilişkileri güven üzerine kuruludur. Güven, kişilerin arkadaşlık tarihlerini tayin eden, aralarındaki duygusal bağa yön veren bir olgudur. Zor kazanılır, zaman ister, çabuk sarsılır. İnsan ilişkilerinde bu denli önemli rol oynamasının temel nedeni kuşkuyla alakalıdır. İnsan, doğası gereği kuşkucu ve temkinli bir varlıktır. Görmediği, duymadığı, şahit olmadığı birçok şeye şüpheci bir yaklaşım gösterir. Şüphe ise endişeyi doğurur. Bu da insan ilişkilerinin sarsılmasında en büyük rolü oynayan duygudur. Genelde duygusal ilişkilerde yıkıcı bir etkiye sahip olan güven sorunu, beraberinde ilişkinin gidişatını da tayin edecek kadar güçlü bir olgudur. Bu durum mert sözler ile de gösterilebilir.

Neredeyse tüm insan ilişkilerinin temelini oluşturan güven duygusunu ayakta tutan, hatta bizatihi oluşmasını sağlayansa verilen sözlerdir. Söz vermek, karşıdaki insana verilen değeri göstermenin metafizik bir şekli ve yöntemidir. Tabii tutulması şartıyla. Söz vermek, bir ilişkinin hakemi olarak tanımlanabilir. Verilen sözlerin mert bir şekilde tutulması, ilişkinin adil bir düzeyde ilerlemesini sağlarken, sözlerin yutulması, değer verilmemesi ise aradaki güçlü bağın bir anda yıkılmasına davetiye çıkarır.

Mert Sözler

İnsan, doğası gereği hızlı hareket eden, tüketen, unutan, yavaşlayan, hızlanan ama tüm bunlara rağmen durmayan bir yapıya sahiptir. Bu koşuşturma içerisinde çoğu zaman “idare etmek” için çeşitli sözler verilir ve yerine getirilmez. Bir süre sonra bir ritüel hâline gelen bu durum, hayatın gündelik bir alışkanlığı gibi gelir. Birilerine söz vermemiz gerekiyordur ve unutuyoruzdur. Bir süre sonra insanların bizden uzaklaştığını, hatta zaman içerisinde cephe aldığını fark ederiz. Bu durum kişilerin bize karşı duydukları güveni pervasızca suiistimal ettiğimizin somut göstergesidir. İnsan, yine doğası gereği iletişim kurmak ister. Çünkü yaşam formu ve varoluş nedeni merak etmek, denemek, tatmak ve keşfetmek üzerine kuruludur. İletişim kurma isteğini de bu merak dürtüsü tetikler. Evvela merak eder. Sonra gözlemler ve sonuç olarak keşfetme arzusuna kapılır.

Başta sıradışı gelen birçok şey, zaman içerisinde ışıltısını kaybetmeye ve uzaktayken göz alıcı ve esrarengiz görünen tüm albenisi yok olmaya, bir anda basit, tekdüze ve merak uyandırmayan bir uğraş gibi gelir. İnsan ilişkilerine de benzer bir işleyiş hâkimdir. İnsan evvela merak eder. Onu tanımak ister. Büyük sözler sarf eder. Büyük sözler verir. Ve insan, unutur.

Unutmak, insanlığın tarihi boyunca yaşadığı tüm olaylardan kurtulmasının en basit formülü olmuştur. Verdiği sözü unutmanın, tutamamanın utancını, unutarak hafifletir insan. Hatta yok hükmündedir onun için. Zaman geçip yeni hikâyelerle karşılaştıkça, merak dürtüsünün şehveti ve genişliği artar insanın. Artık daha geniş zamanlarda daha büyük şeyler düşlemeye ve merak etmeye başlar. Keşif duygusu, insanı öldürür. Büyük vaatlerde bulunur, büyük sözler sarf eder ama tutmaz. Söz vermek, bu nedenle bir şeye, bir kişiye, bir olaya ya da bütünüyle bir yaşanmışlığa verilen değerin nesnel hâlidir. “Bu şeye değer veriyorum, o nedenle sözümde duracağım,” hissiyatıyla hareket etmek, yalnızca verilen değeri göstermez. Aslında kişiler arasındaki bağın manevi ispatıdır bu durum.

İnsan, doğası gereği unutkandır. Kolay unutur, çabuk hatırlar. Çoğu zaman unuttuğunu hatırlar ve yeniden unutur. Çünkü yaşam, durmaksızın akması gereken bir forma sahiptir. İnsan, bu nedenle akmakta olan hayatı ıskalamak, geride kalmak istemez. Bu yüzdendir zaten verdiği sözleri yutması, tutmaması, unutması. Çünkü akmakta olan kalabalık bir hayat vardır önünde ve kendisini yavaşlatan birkaç basit söz insanoğlunun nezdinde önem arz etmez. Çünkü ona göre mühim olan kişiler ve hikâyeler değil, tekdüze olan akışkan hayattır.