Özlü Sözler

Mehmet

43

Yok

Özlü Sözler

Özlü sözler bir olay, bir hikâye nedeniyle ortaya çıkan ve genellikle tarihi olaylara gönderme yapmak için kullanılan bir dil tekniğidir. Genellikle ulusların etimolojik tarihi konusunda kültürel bir zenginlik olarak kabul edilir. Tarih araştırmalarında da önemli bir yer eden dil ve kültürel köken, kişiler arasında iletişimi doğrudan etkileyen en önemli kriterdir. Özlü sözler bir dilin zenginliğini ortaya koyabileceği gibi, kişiler ve kurumlar arasındaki iletişimin zenginliğini analiz etmekte de başvurulan bir yoldur. Genellikle bir ülkenin yöresel zenginliğinin ortaya çıktığı bölgelerde sıkça karşılaşılır özlü sözlere. Her ne kadar gelişen dijital dünyada “nostaljik” bir tat verse de, hâlâ dilde bir tat olarak kullanılmaktadır.

Ülkemizde etimolojik anlamda tarihe baktığımızda genellikle bir hikâyenin neticesinde ortaya çıkar. “Kıssadan hisse” tecrübesi için tavsiye niteliği taşıyan özlü sözler, genellikle kültürel bir zenginlik olarak kabul görür. Bunun nedeni tarihi anlamda yaşanan ve gerçek tecrübeler ile elde edilen hikâyeleri sonraki nesillere aktarmanın kültürel bir yol olmasıyla alakalıdır. Özlü sözler, atasözü ya da dilin zenginliğine göre deyimlerde olduğu gibi kuşaklar arası dil ve tarih zenginliğini aktarmanın yoludur. Bu durum temelde insanlığın ilkel bir dürtüyle kendi ırkını devam ettirmek için başvurduğu yollardan biri olarak tanımlanabilir. Tabii kişiler gün içinde kullandıkları özlü sözleri böyle genel ve kültürel bir zenginliği hedef alarak bilinçli bir şekilde yapmazlar. Fakat etimolojik hamlelere bakıldığında özlü sözlerin çok zengin ve geniş bir tarihi olduğuna şahitlik ederiz. Günlük konuşmalarımızda yer alan birçok kalıbın aslında yüzlerce yıllık bir tarihe dayandığını görmek, bu durumun en temel ipucudur.

Özlü Sözler

Özlü sözler, ulusların yaşam biçimleri ve tarihi zenginliklerine bağlı olarak çeşitlilik gösterebileceği gibi, o coğrafyanın bölgesel farklılıklarına göre de çeşitlilik gösterebilir. Ülkemizden örneğini verebileceğimiz bu durum, Doğu ve Batı’da oldukça geniş yelpazede karşımıza çıkmaktadır. Bu iki bölge arasında homojen bir yapıda karşımıza çıkan bölgelerde ise oldukça farklı sonuçlar vermektedir. Örneğin İç Anadolu bölgesinde karşımıza çıkan farklı deyimler ve özlü sözler, her ne kadar aynı manaya gelse de farklı bir bölgede farklı şekillerde dile getirilebilir. Bu durum tarih boyunca yaşanan çeşitli göçlerin homojen bir hareketlilik göstermesi ve farklı kültürel sentezlerin ortaya çıkmasıyla ilgilidir. Hatta mevcut bölgenin farklı sınırlarında gezdiğinizde bile oldukça zengin bir dil çeşitliliği ile karşılaşmak mümkündür. Bu durum tarih boyunca kendi içinde homojen bir şekilde yaşayan kitlelerin yanı sıra kendi kültürünü muhafaza eden, kendi dil ve geleneklerini korumayı başaran insanların kültürel zenginliğinin ortaya koyduğu çeşitlilik ile alakalıdır.  Bu durum ülkemizde Doğu, Batı, Kuzey ve Güney bölgelerine baktığımızda bile temel bölgelerde dahi ne gibi bir çeşitlilik olduğunu fark etmemizi sağlar.

Aslında temelde bir dil çeşitliliğini ortaya koyan özlü sözler, Erzurum gibi şehirlerde dilin yapısının dinamiklerini oluşturacak denli o dile girmiş ve bir çeşitlilik olmaktan ziyade bir iletişim biçimi hâline gelmiştir. Erzurum gibi dilin bu zengin çeşitliliğini kendi iletişim aracı hâline getiren bölgeler, her ne kadar kendi içinde oldukça sağlıklı ve renkli bir iletişim ağı yaratmayı başarmışsa da, bu homojen yapı genel zenginliğin yanında sadece farklı bir lezzet ve renk olarak kalıyor. Elbette bu durumda kültürel ve geleneksel zenginliğin tanımı olarak kabul edilebilir.