Whatsapp ’da Göndermek İçin Sözler

Mehmet

29

Yok

Whatsapp ’da Göndermek İçin Sözler

Sosyal medya platformlarının kurumsal mecralarda olduğu kadar sosyal hayatı da etkisi altına alması, iletişimin farklı bir kalıba girmesini sağladı. Özellikle iletişim ilkesi üzerine kurulu uygulamaların gündelik hayatın temel taşları arasında yer alması, sivil yaşantının dijital bir şekilde şekillenmesine ve temel insan ilişkilerinin farklı bir şekle bürünmesine öncülük etti. İletişimde önemli bir rol oynayan popüler platformlar, uygulamaların birçok talebe hizmet etmesiyle birlikte gündelik hayatı da doğrudan etkiledi. Özellikle 2000’li yılların başından itibaren farklı bir kullanım amacı güden uygulamalar, kendi içlerinde de farklı amaçların ortaya çıkmasına öncülük etti. Bu uygulamalardan biri olan Whatsapp ’ın çıkış amacı, temelde “kısa mesajlaşma” üzerine kurulu. Ancak geçen zaman ve ortaya çıkan talepler doğrultusunda Whatsapp ve benzeri uygulamalar, kullanıcıların talep ve kullanım metotlarına göre şekillendi.

Gündelik ihtiyaçları karşılayan, haberleşme kanalı olarak kullanılan uygulama, duygusal bir platform hâline geldi. Bu durum, temelde insanların dijital platformlara duyduğu bağımlılığın da ötesine geçerek, bu uygulamaların  “her türlü soruna” çözüm üretebileceğini düşünmesiyle başladı aslında. Temelde bu durum, insanların uygulamaya bakış açısından ziyade, amaçlarına göre farklı şekillerde kullanmalarıyla alakalı. Örnek: Facebook ve Instagram ile başlayan “hikâye paylaşma” alışkanlığı, insanların uygulama içinde farklı kanallardan “haberleşmesine”, “göndermelerde bulunmasına” hatta “duygusal tatmin” elde etmelerini sağladı. Teknoloji dünyasındaki milyonlar hatta milyarlarca dolarlık satın alımlarla birlikte bu alana yapılan yatırımlar da farklı bir teknolojik yapılanmanın öncüsü oldu.

Whatsapp ’da Göndermek İçin Sözler

Peki, Whatsapp ve benzeri uygulamalarda neden çeşitli duyguları ifade etmek için sözler paylaşırız? Bunun temelinde yatan gerçek neden nedir? Konuyla alakalı yapılan birçok araştırmada elde edilen raporların ortak bir şekilde ortaya koyduğu veriler, kişilerin dijital dünyada olmadıkları biri gibi görünmelerindeki ilkel dürtünün bu durumun en temel nedeni olduğunu işaret ediyor. Aslında bu “olmadığı gibi görünme” durumu, kişinin dijital yalnızlığının artmasından ya da bu durumu kabullenememesinden ziyade, “başka hayatlara” duyduğu gizli öfke ve merak dürtüsüyle bağlantılı. Whatsapp’da ya da başka platformlarda çeşitli söz ve durum paylaşma dürtüsü, sosyal çevreye verilen bir tür “dijital çağrı” aslında. Bunun dijital yalnızlıkla bağlantısının yanı sıra ilkel dürtülerle de bağlantısı olduğunu kabul edebiliriz.

Son on yıl içerisinde farklı talep ve şekillenmelerin ortaya koyduğu teknoloji dünyası, bu dünyaya kendi kararları ile uzak duran kitleleri bile peşinden sürükleyecek denli süratli bir hızla akıyor. Uzun bir dönem bu dijital kirlilikten uzak durmak isteyen kişiler bile, bilinçli ya da bilinçsiz, isteyerek ya da istemeyerek bu dünyada yerini almak zorunda kalıyor. Elbette bu durum haberleşme, iletişim, haberdar olma gibi temel insan ihtiyaçlarının tamamen “dijitalleşmesi” ve bu dünyanın tekelleşmesiyle bağlantılı. Ülkemizde de benzer bir hızla hareket eden dijital değişim, “olmadığı biri gibi” davranma dürtüsünü tetikliyor. Bu durum özellikle ergenlik çağındaki gençler arasında sıkça karşılaşılan bir durum.

Fakat konuyla alakalı asıl tehlike, ilkel olarak tanımlanan, ancak insani duyguların bütününü oluşturan duyguların, bu dijital dünya karşısında körelmesi. İlkel olarak tanımlanan (aslında çok değil, yalnızca 15-20 sene geriye gittiğimizde) teknoloji anlamında kısıtlı imkânların olduğu dönemde, kişiler yaşadıkları duygusal çalkantıları yine bir başkasıyla paylaşarak, içini dökerek aşıyordu. Fakat bu “temel ihtiyaç” dijital platformların hayatın her alanına girmesiyle birlikte tamamıyla köreldi. Aslında olayın temel özeti bu: Körelen duygular nedeniyle artık bir şeyi “hissetmek” yerine, onu “göstermeyi” tercih ediyoruz. Bu da ifade edemediğimiz, hissedemediğimiz duyguları, yalnızca “başkalarına gösterebileceğimiz” yanılgısına girmemize neden oluyor.